Content Management Powered by CuteNews
 
Konuk Yazar

Ramazan ve Müzik

Genel, Sayı 8
Özgül Özbilen Turgay

 

Geçen Ramazan ayı'nda, eski İstanbul ramazanlarındaki gibi “rûyet-i hilâl” ile Ramazan’ın gelişini ispat eden davul sesini duymadınızsa; bekçi babanın davula indirdiği her tokmakla bütün İstanbul’u kaplayan şevk ve cümbüşü hissedip, kendinizi davulun sesini duyan çocuklar gibi sevinç içinde sokağa atmayı da düşünmediniz o halde.

 
 
Evlerde yapılan toplantılara ya da Şehzadebaşı’ndaki tiyatro, sirk, hokkabaz gösterilerine katılmayıp, çocuklar için Karagöz ve kukla oyunlarına da denk gelmediniz öyle mi?
  
 
Şehzadebaşı’nda onbir ayın sessizliğinden sıyrılmış, neşe ve ahenk dolu Ramazan gecelerinden birinin daha mutluluğu yaşandı mı?
Kel Hasan Efendi tiyatrosunun önünde Kemani Yorgi idaresindeki orkestra, kanto havaları ya da akortsuz bir muzıka -geceyi beklemeden- İzmir, Cezayir marşları yahut valse benzer bir şeyler de çalmıyordu değil mi?

Hasan ve Şevki Efendiler’in kumpanyalarında zamanın meşhur kantocuları Büyük Amelya, Küçük Virjin, Şamran ve Peruz Hanımlar’ı, tiyatrolarda sergilenen oyunların öncesinde seyrettiğini anlatan bir aile büyüğünüz de mi yoktu?

Hacı Reşit, Mersin Efendi’nin çayhanelerinin ya da berber dükkânlarının önünden geçerken ûd sesi duyulmasına sebep musikişinas çaycılar ve berberlerden ya da onların “udi” müşterilerinden de mi haberiniz olmadı?
Pekâlâ, Mahmud Bey’in, Fevziye Kıraathanesi’nin küçük sahnesinde, kemani Yorgi’nin öğrencisi doktor Cemal Bey eşliğinde oynattığı çengileri duydunuz mu hiç?

Halk şairlerinin bir kısmını teşkil eden manici ve destancıların atıştıkları Saraçhanebaşı’nda, Unkapanı’nda, Çeşme Meydanı’nda, Firuz Ağa, Kasımpaşa ve Üsküdar’da kurulan çalgılı kahve - semai kahvelerin önünden geçen; Zil İzzet, Bodur Tevfik, Sarı Onnik ve Karabet’e rastlayanınız oldu mu?

Teravihten sonra, Direklerarası’ndan Vezneciler’e saz, karagöz ve tiyatro kapılarına doğru artan kalabalığın Hayali Kâtip Efendi’nin Fevziye Kıraathanesi’nde veya Vezneciler Letafet Apartmanı’nın altındaki kıraathanede, Hacivat’ın gazeliyle karagöz oyununun başlamasına kadar geçen sürede Kemani Memduh’un saz takımını dinlemeye imkân var mıydı?

Camilerde çok kalabalık cemaatlerle kılınan öğle ve ikindi namazlarından sonra devrin meşhur hafızlarından mukabeleler dinlediniz mi?
 
İftar öncesi İstanbul fırınlarının önündeki ve sokaklardaki kalabalıkta ilahiler okuyan dilencilerle karşılaştınız mı?
Ramazanın son gecesi, Vezneciler’den Direklerarası’na kadar bütün Şehzadebaşı’nı kaplayan hüzün, yerini evlerde arife akşamında yaşanan ertesi günün bayram neş’esi ve heyecanına bırakırken; gazinolarda saz kesilip, tiyatroların ilanları ışıksız, sabah bayram namazına yetişmek için erken kalkma programları yapıldı mı?
Bayram sabahı maniler okuyarak bahşiş toplayan davulcuya rastlamak mümkün oldu mu?
 
Bayram tatilinin telaşıyla, İstanbul şehrinin sosyal ve kültürel hayatında her zaman önemli yer tutan Türk Makam Müziği’nin iyi icralarını dinlemek için yeterince şanslı mıydınız?
"Ah nerede o eski ramazanlar?" demek için ne çok sebebimiz var...
Kaynak:
Halit Fahri Ozansoy “Eski İstanbul Ramazanları” İnkılap ve Aka Kitabevleri Koll.Şti., İstanbul, 1968.
 
Özgül Özbilen Turgay

 

Konuk Yazar
Ramazan ve Müzik, Genel, Sayı 8


Saz ve Söz Bağımsız Türk Müziği Yayını olarak yazılarımızdan alıntı yapıldığında kaynak belirtilmesini rica ederiz.
www.sazvesoz.net | bilgi@sazvesoz.net