Content Management Powered by CuteNews
 
Konuk Yazar

Müzik Tarihinde Halk Ozanları veya Aşıklar

Araştırma, Sayı 8

 

Ümit Sakman
 
 
Müzik Tarihinde Troubadour, Trouvere, Jongleur, Menestrel, Minneseanger ve Meistersinger
 
Troubadour
12-13.yy'da Güney Fransa'da ortaya çıkmış gezgin ozan ve şair-kompozitörlere verilen isimdir. Troubadour'lar lirik ozanlık geleneğini başlattılar. Kullandıkları dil “Old Occitan” ,”Old Provencal” dir. Troubadour kelimesi de zaten Old Occitan dilindedir. Troubadourlar yayla çalınan viol adı verilen telli çalgılar kullanmışlardır. Bu çalgı yerini 17.yy'da yerini kemana bırakmıştır. Güney Fransa , Troubadourların lirik yazılarıyla kültür, edebiyat ve müzik alanında ortaçağ Batı Avrupa’sını etkisi altına aldı. En önemli etkilerinden birisi de “Fin Amor”(arınmış aşk,sevgi) doktrininin yayılmasıydı. Aşk, sevgi ve şövalyelik üzerine verdikleri eserler arasında “Latin Tropus song” yer alır. Troubadourların içinde burjuva, soylu ve normal halktan kişiler bulunurdu. Troubadourlar temel olarak çoğu zaman kendi çalışmalarını icra eden kompozitörlerdi. Geleneğin başlangıcında Jongleur, Minstrels 'lerden bu açıdan farklılıklar gösteriyorlardı. Çünkü Jongleurler çok nadiren beste yapan, genel olarak icra eden kişilerdi.
 
Troubadour şiir biçimleri:
  1. CANZO: Fin Amor'a en iyi örneklerden biridir ve troubadourların şiirsel formudur.Bunun dışında kullanılan değişik biçimler de vardır.
  2. ALBA: Down-songs
  3. SIRVENTES: Politik ve sosyal şiirler
  4. PLANH: Ölüm ve cenaze törenleriyle ilgili şiirler
  5. PASTORELA: Çeşitli “Old Occitan” melodileri
  6. LAIS: Karışık kompozisyonlar
 
Sonuçta troubadourlar kendilerine iki ana şiirsel (poetik) stil seçtiler.
  1. TROBAR LEU: Kolay basit stil
  2. TROBAR CULUS: Kapalı hermetik stil
 
İdeolojik ve stilistik uygulamalarda kullanılan bu ve ilgili terimler hala akademik kesinlik kazanmamıştır. 12.yy'ın ortasında başlayan troubadourlara ait jenerik, metnik ve ideolojik yenilikler diğer kompozitörler tarafından sıkça işlenmiştir. Özellikle Kuzey Fransa'da “trouvere”ler ve Almanya'da “minnesinger”ler bu yolu izlediler.
 
Troubadourların müziği, sanat müziğinde yeni akımın belirlenmesine, kilise müziğindeki katı düzene başkaldırılmasına yolaçtı. 14.yy'da ortaya çıkan bu yeni akıma “ARS NOVA”(yeni sanat) adı verildi.Bu akımın öncüsü Philippe De Vitry (1285-1361) ’dir.
Günümüze yaklaşık olarak 2500 şiirden melodileriyle birlikte %10 kadarı ulaşmıştır. Bunlardan sadece 51 tanesi karışık müzikal biçimler içerir. Melodiler kısa ve monophonicdir. ”Lais” biçiminin dışında diğer şiirlerin her satırı aynı melodiyle söylenir.
Gelişmiş melodilerde kare notalama biçimiyle, yani sadece istenilen sesin belli olduğu 4 örnek mevcuttur. Bunlardan ikisi köken olarak Kuzey Fransa’ya aittir ve trouvere malzemelerini 
içerir.
 
Trouvere
12.yy'ın sonları ve 13.yy'da Kuzey Fransa’da ortaya çıkan şair-müzisyenlere verilen isimdir.
 
İlk trouverelerden olan Blondel De Nesle (1180-1200) ve Chastelain De Couci (1165-1203) de troubadourlar gibi aristokratik bir çevrede çalıştılar. Trouverelerin ilk filizlendiği yer “Champagne De Court”dur. Thibaut De Navarre desteğinde 13.yy 'ın ilk yarısında en yüksek seviyesine çıkmıştır. Bundan sonra malikanelerden şehre taşınarak burjuvazinin desteği altına girmiştir. Duvarcı ustası trouvereler özellikle Kuzey Fransa’daki Arras şehrinde yaşamışlardır ve orta sınıf trouverelerin yarışabildiği “Puys” adını verdikleri yarışmalar yapmışlardır.
 
Trouvere müziğinin sonlarına doğru, Adam De La Halle isimli kompozitör monophonic kompozisyonlar ve özellikle poliphony ve tiyatro alanındaki katkılarıyla anılır.
 
Adam De La Halle (1240-1287) Arras'ta doğmuştur; Paris’te öğrenim görmüştür; eserleri doğduğu yörenin özelliklerini yansıtır ve bu türün ilk örnekleri sayılabilir. Ör. Napoli'de Fransız sarayı için yazdığı, “Le Jeu de Robin et Marion” isimli müzikli oyun. İlk hafif opera örneği sayılabilir, ancak bu ünlü eser o yılların geçerlilikte olan halk şarkısı “pastoral” türünde yazılmıştır.
Pek izleyicisi de olmayan bu eser bu yüzden operanın başlangıcı olarak görülmez. O çağın şarkılı, tiyatro oyunlarının en önemlilerinden biridir. Adam De le Halle rahat bir ortamda yaşayıp Napoli’de ölmüştür.
 
İki bin trouvere şiirinin 2/3' ü şarkı olarak bestelenmiştir. Çoğu karışık melodik biçimler taşır. Troubadourlardan daha ileri örneklerdir. Chansonlar en önemli yeri tutar. Diğer formlar troubadourlardan devir alınmıştır. Ör. Jeu Tre Parti = pastoral.
Dans şarkıları ve popüler şarkılar da trouverelere özgüdür. Bunun sonucunda Chanson avec refrain formu gelişmiştir. Bu formda şiirdeki her satır, şiirdeki bir başka fikre adapte edilir.
Forme fixe biçimi de trouvereler sayesinde 13.yy'ın sonlarına doğru ortaya çıkmıştır. Ör. Adam De La Halle 'nin “Rondo”su. Bu form kesin halini 14.yy'da çok sesli kullanımla birlikte bulmuştur.
Trouverelerin müzik stili başlangıçta troubadourlarınkine benzemekle birlikte daha sonraki zamanlarda değişmiş, daha basit ve spontane melodik stil ortaya çıkmıştır. Tahmin edilir ki bu stil popüler etkilerden oluşmuştur. Trouvere şarkılarının ritmlerinin çok karmaşık olması, 13. yy'ın sonlarında bile yeterli notasyon olmadığını göstermektedir.
 
Jongleur
Orta Çağ Fransa'sında profesyönel öykü anlatıcısı ya da halkı eğlendiren sanatçılara verilen isimdir. Jongleurler köylüleri ve soyluları şarkılarıyla, danslarıyla, cambazlıklarıyla ve hokkabazlıklarıyla eğlendirirlerdi. Destansı şarkıları sunmakta ustaydılar. Panayır, manastır ve şatolarda performaslarını ezberden sunarlardı. Bir soylunun himayesinde, onun şatosunda, zamanlarının çoğunu edebiyat çalışmalarına ayırırlardı. Oluşturdukları kardeşlik örgütlerinde şiir okuma yarışmaları düzenlerlerdi. Jongleurler troubadour ve trouverelerin hizmetindeydiler.
13.yy'da altın çağlarını yaşayan jongleurlerin üstlendikleri rollerin zamanla müzisyenler, akrobatlar, oyuncular gibi uzmanlaşmış gösteri sanatçıları arasında dağılmasıyla 14.yy'da önemlerini kaybetmeye başladılar.
 
Menestrel
Sözlük anlamı “hizmet görevlisi” demek olan menestrel, 13.yy'dan yakın döneme kadar Fransa'da yaşamış ikinci sınıf müzisyenler, köylü müzisyenler ve sıradan kemancılar için kullanılan bir terimdir. Kendi yazdıklarını şarkı veya şiir halinde okuyan müzisyen, şarkıcı ve şairlerdir. Aynı zamanda troubadour ve trouverelerin hizmetindeki jongleurler de menestreldi. Bu deyim 14. yy' da profesyonel müzisyenler için de kullanıldı.
1321'de Paris'te Saint Julıen Des Menestriers sokağında aynı adla bir lonca kuruldu. Başkanlarına “Kemancılar Kralı”derlerdi. Devrim sonrası lonca kapatıldı.
 
Minneseanger
12. ve 13.yy'da Almanya'da yaşayan aşk şairi ve müzisyenlere verilen isimdir. Minneseanger lerin kullandığı anlamda “minnesang” terimi yalnızca şövalye aşkını (minne) konu alan şarkıları kapsıyordu. Sonraları siyasal, ahlaki ve dinsel şarkıları da (spruch) kapsayan daha geniş bir anlam kazandı. Şövalye aşkı kavramı gibi bu konudaki şiirler de Almanya'ya doğrudan Provence'dan ve Kuzey Fransa’dan gelmişti. Roman dilinde söyleyen troubadourlar ve trouvereler gibi minneseangerler de şarkılarının sözlerini ve müziklerini kendileri yazıyorlardı. Minneseangerlerin bazısı halk kökenli, bazısı da I. Friederich Barbarossa'nın oğlu VI. Heinrich gibi soyluydu. Ama büyük çoğunluğu yaşamlarını sarayın koruyuculuğu altında sürdüren küçük soylular sınıfından kişilerdi. Bu yaşam biçimini şiirlerinde yer alan pek çok öğede yansıtmışlardır.
 
Provence Chansonları gibi minnesangların da formal açıdan temelde üçlü bir yapısı vardı:
 
  1. AUFGESANG: Başlangıç melodisi
  2. STOLLEN: Melodiyi oluşturan 2 temel çizgi
  3. ABGESANG: Aynı ölçü kalıbındaki bitiriş melodisi
 
Önceleri kullanılan ”aab” kalıbı zamanla pekçok değişikliğe uğradı. Daha büyük ölçülü bir şiir ve müzik biçimi de Fransız “Lai” lerine benzeyen “Leich”dı ve genellikle ikişer dizeli kıtalardan oluşurdu. Kıtayı oluşturan dizeler aynı müzikle söylenirdi. Leichların uzunluğu birkaç yüz dizeyi bulurdu ve çoğu Meryem Ana'ya saygı gibi kısa şiirlerde de karşılaşılan dinsel motifler içerirdi. Daha sonra şiir türlerinde olduğu gibi Leichlarda da müzik birliği bazı müzik motifleri ve cümlelerinin yinelenmesi ve çeşitlenmesiyle sağlanmıştı. Bazı eski şarkı sözlerinin Provence şarkılarınınkini anımsatması, bunların troubadour melodileriyle söylendiğini akla getirmektedir. Ama Alman şarkıları müzik niteliği açısından temelde Roman şarkılarından farklıdır. Örneğin melodileri çoğu zaman pentatonik diziyle yazılmıştır. Halk şarkıları ve Gregorius dinsel ezgisi bu uslubun başlıca kaynaklarıdır.
 
Adı bilinen en eski minneseanger Kürenberger (Ö.1160)’di. Gururlu bir şövalye ile onun sevgisini kazanmaya çalışan kadını ele alan gerçekçi dizeleri troubadour şarkılarını çok az andırır. Ama 12.yy sona erdiğinde troubadour ve trouverelerin şövalye aşkı teması iyice yaygınlaşmıştı. 12.yy'da yaşayan Thüringen' li Heınrıch Von Morungen'in şiirleri duygu yoğunluğu ve ahlaksal içerikleriyle göze çarpar. Alsace’lı Reinmar şövalye aşkı şiirlerine kazandırdığı toplumsal içerikle çağdaşları tarafından minnesang şiirinin en iyi temsilcisi sayılmıştı.
 
Ortaçağda Avrupa’daki en büyük lirik şairlerden biri olan Walther Von Der Vogelweide, öğretmeni Reinmar'ın ustalığını sürdürmenin yanısıra, hem “spruch”larına hem de aşk şiirlerine getirdiği pratik gerçekçilik öğesiyle minnesanglara egemen olan yapay kuralların ötesine geçmişti. Bavyeralı bir şövalye olan Neidhart Von Reuenthal (Ö.1250) döneminde yazılan şiirlerde şövalyenin saraylardaki hanımefendilerden köy güzellerine yöneldiği görülüyordu. Neidhart'ın melodileri de halk şarkılarına yakındı. Ulrich Von Lichtenstein gibi şairler şövalyelik ruhunu ayakta tutmaya çalıştılar. Marner'li Reinmar Von Zweter ve Konrad Von Würzburg, Walther Von Der Vogelweide'nin daha önceki şairlerin yapıtlarını temel alarak yüksek bir düzeye ulaştırdığı didaktik şiir türünü daha da geliştirdiler.13.yy sonunda her türde ürün veren Frauenlob (Heinrich von Meissen) güçlü retoriği ve teknik inceliğiyle daha sonraki “meistersinger”lerin stilize edilmiş sanatını haber veriyordu.
 
Meistersinger
Almanca'da “usta şarkıcı” anlamına gelen, 14-16 yy'da Almanya'da daha çok zanaatçı ve tüccarlar arasından çıkan müzisyen ve şairlere verilen isimdir. İlk meistersinger okulunu Frauenlob adıyla tanınan “minneseanger” Heinrich Von Meissen'in kurduğu söylenir.
Dolayısıyla meistersingerler bir anlamda minneseangerlerin kent kökenli ardıllarıdır. Ama gerçek ataları büyük olasılıkla kiliselerde şarkı söylemek üzere eğitilip kardeşlik örgütleri içinde birleşen halktan kişilerdi. Müzik ve şiirin öğretilen ve öğrenilen sanat durumuna gelmesiyle bağlı bulundukları kardeşlik örgütleri de zamanla zanaatçı loncaları türündeki şarkı okullarına (singschule) dönüştü. Bunların başlıca etkinliği (Kilise içinde olmak üzere) şarkı yarışmaları düzenlemekti. Eski melodilere yeni sözler uyarlanarak eser yazılıyordu. Konu, ölçü, dil ve seslendirme son derece katı kurallara bağlanmıştı. Yazılı olarak saptanmış bu kurallar bütününe “tablatura” denirdi. Worms' lu bir berber ve cerrah olan Hans Folz (1450-1515) bu sıkı kurallardan bunalarak Nürberg'deki şarkı okulunu daha geniş bir konu dizisinin kullanılması ve yeni eserlerin bestelenmesi için izin vermeye ikna etti. Başka yerlerde de benimsenen bu reformlar
şarkı okullarının biraz canlanmasına yol açtı. Artık şarkı okullarında sırasıyla “öğrenci” (schuler), “arkadaş” (schulfreud), “şarkıcı” (singer) ve şair (dichter) aşamalarından geçenler daha sonra bir melodi besteliyor, bunun hakemlerce ( Merker) onaylanmasıyla da ustalığa (Meister) yükseliyorlardı. Ünlü şair ve meistergesang (usta şarkıcı) bestecisi Hans Sachs da bu özgün ortam içinde yetişmişti. Bununla birlikte bazı araştırmacılar 16.yy'a yükselme değil de gerileme dönemi olarak bakarlar. Ama müzik gene de biçim ve konu bakımından yüzyıllarca hiçbir değişme göstermeden kaldı. Gregorius dinsel ezgisinden, halk şarkısından ve daha başka kaynaklardan türetilen müzik ölçüyü belirliyordu. Her kıta (Gesetz), aynı müzik ve başlangıç melodisi (Aufgesang) oluşturan iki temel ezgi ile (Stolten) ayrı bir ölçü kalıbındaki bitiriş melodisinden (Abgesang) kuruluydu. Formu “aab” olan bu metnik şema minnesanglardan alınmıştı ve bar formu olarak adlandırılırdı. Dizelerde hece sayısı temel alınırdı. Şarkıdaki kıta sayısı üç ya da üçün katları olurdu. Büyük şarkılarda çeşitli ton ya da weislar (ton, weis hem ölçü hem de melodi anlamına gelirdi) kullanılırdı. Şarkılar eşliksiz (a cappella), solo olarak söylenirdi. Kilise bünyesindeki şarkı okulları için şiirden oluşan geniş ve dinsel konuları içeren bir repertuar geliştirilmişti. Reform'dan sonra Kutsal Kitabın Luther çevirisine bağlı kalındı. 15.yy’da meistergesanglarda din dışı konular da kullanılmaya başlandı. Tavernalarda söylenen ve şarkı okullarıyla bir bağı olmayan işret (zechsingen) şarkılarının mizahi, bazen de açık saçık konuları oluyordu. Şarkı okulları ve usta şarkıcılar Mainz, Worms ve Strassbourg gibi ilk merkezlerden tüm Güney Almanya'ya, sonra Silezia'ya ve Bohemia'ya yayıldı. Kuzey Almanya'da meistersingerlerin bulunmasına karşılık hiç şarkı okulu yoktu. Üzerine en çok bilgi bulunan merkez Nürnberg'dir. Meistersingerler Wagner' in “Die Meistersinger Von Nürnberg” (Nürnberg'li usta şarkıcılar) operasında gösterildiği gibi popüler kişiler değildi; meslekten müzisyenler, hümanistler (edebiyatçılar) ve halk bu kişileri genellikle önemsemez, şarkıları da basılıp yayınlanmazdı. Aralarından çok az sayıda önemli sanatçı çıkmıştır. Meistersingerler sıkıntılı bir çağda daha çok sanatlarına olan bağlılıkları, dinsel ve ahlaksal ilkeleri aşılama yolundaki sürekli çabalarıyla önem kazanmışlardır. 1600'den sonra yenileşme yolunda girişimler yapmışlarsa da bunların çoğu başarısız oldu, şarkı okulları gittikçe gerileyerek ortadan kalktı. Yine de Memmingen'deki sonuncu şarkı okulu 1875'e değin ayakta kalabildi.
 
Saz şairi, ozan-aşık, besteci, derleyici ve yorumcu olarak bu türlerin temelini atıp uzunca bir süre ayakta tutan bu insanlar, bugün özellikle R.Wagner'in Die Meistersinger Von Nürnberg ve G. Verdi'nin Il Trovatore operaları ile müzik tarihindeki ölümsüz yerlerini almışlardır.
 
Ümit Sakman
 
 
 

Yararlanılan kaynaklar

  1. Feyha Talay Musiki Tarihi
  2. İlhan Mimaroğlu Musiki Tarihi
  3. Bilkent Ünv. Müzik Tarihi ders notları
Konuk Yazar
Müzik Tarihinde Halk Ozanları veya Aşıklar, Araştırma, Sayı 8


Saz ve Söz Bağımsız Türk Müziği Yayını olarak yazılarımızdan alıntı yapıldığında kaynak belirtilmesini rica ederiz.
www.sazvesoz.net | bilgi@sazvesoz.net