Content Management Powered by CuteNews
 

Mevlevi Âyinlerindeki Çalgısal Bölümler

Araştırma, Sayı 6

Mevleviler, semâ denilen ve dönülerek yapılan ayinlerini müzik eşliğinde yapar. Mevlevî Âyini denilen bu besteler, makam müziği içindeki dînî formlardan biri olup, güfteli ve dört bölümlü selâmlardan ve çeşitli çalgısal bölümlerden oluşur.  Bu metin, mevlevi ayinleri içerisindeki çalgısal bölümleri,  form özellikleri ve manevi anlamları bağlamında incelemektedir.

Baş Taksim

Herhangi bir saz tarafından, herhangi bir veya birkaç makama geçkili olarak yapılan, makamın bütün inceliklerini gösteren, icrâcının o andaki ilhamıyla yapılan, usûle bağlı olmayan saz müziğidir. Gelenekte mevlevî âyinlerinde “giriş taksimi” ney ile icrâ edilir. Allah’ın kainata ruh üflemesi, can vermesi ney taksimi ile sembolize edildiği için, baş taksim genellikle neyle yapılır. Âyin makamında taksim yapılmasının bir diğer sebebi de,  Rast Makamı’ndaki Na’t-ı Şerif okunduktan sonra Âyinin geçileceği makama kulakları alıştırmaktır. Ney taksim etmeden önce kudümzen birkaç defa rastlantısal vuruşlar yapar. Bu rastlantısal vuruşlar Kur’an’daki “Kün feYe kûn” (Ol dedi oldu) ayetinin sembolüdür ve Allah’ın kâinatı yaratışını ifade eder. Mevlevî tasavvuf felsefesine göre bu rastlantısal vuruşların ardından “Evren” yaratılmış olur. “Selâmlar” evrendeki evrim sürecini sembolize eder.

Selamlarda kullanılan usûller şöyle sıralanır.

1.Selâm: Devr-i Revan

2.Selâm: Ağır Evfer

3.Selâm: Genelde Devr-i Kebir, seyrek olarak da Ağır Düyek, Frenkçin, Evsat veya Çifte Düyek usûlleri kullanılır. Aksak usûlünde bestelenmiş bir saz terennümünün ardından, Ahmet Eflâki Dede’nin “Ey ki hezar aferin bu nice sultan olur” mısraı ile başlayan gazelinin Yürük Semai usûlü ile bestelenmesinden meydana gelmiş bir kısımla bu selam biter.

4.Selâm: Ağır Evfer

 

Âyin Peşrevi

Birinci peşrev, baş peşrev, giriş peşrevi, ilk peşrev de denir. Farsça, Piş:Ön, Rev:Giden, Pişrev: Önde giden demektir. (Devellioğlu,1040)

Âyin peşrevinin âyin makamıyla aynı olması zorunludur ve genellikle âyin bestekârı tarafından bestelenir. Âyin Peşrevi 28 zamanlı bir usûl olan Devr-i Kebir usûlü ile bestelenir. Peşrev icrâ edilirken dervişân, semâhanede Sultan Veled devri (Devr-i Veledî) denen yürüyüşü gerçekleştirir.

Peşrevin form özellikleri şunlardır:

Her biri hâne denilen bölümlerden oluşur. Her hânenin sonunda nağmeleri karara götüren Teslim ya da Mülâzeme denilen, melodisi hiç değişmeyen bir bölüm vardır. Peşrevler, birinci hânedeki makamın adıyla anılır ve bu makama bağlı olurlar. Diğer hânelerde başka makamlara geçki yapılır, fakat teslim ile yine ilk makama dönülmüş olur. Peşrevler genellikle dört hânelidir. Az sayıda ki, beş, altı hâneli olanları da vardır. Peşrevler bazı küçük usûllerde, ama yoğunlukla büyük usûllerde ölçülmüştür. Aksak usûllerle hiçbir zaman ölçülmez.

Peşrevin şematik şekli, 1.hâne /T, 2.hâne /T, 3. hâne/T, 4.hâne/T’dir. Bazı peşrevlerde birinci hâne aynı zamanda teslimdir ve her hâneden sonra birinci hâne çalınır. Peşrevler genellikle Mevlevi Âyinleri’nin başında icrâ edilebilmeleri için Devr-i Kebir usûlüyle bestelenir.

 

Saz Terennümleri

Selamlar arasında geçişi sağlayan çalgısal bölümlerdir. Mevlevi Âyinlerinde üç işlevi dolayısıyla incelenebilir.

1. Makamdan makama geçki işlevi

Örneğin; bilinen en eski âyin olan Derviş Köçek Mustafa Dede’nin Beyati Âyini’nde 1. selamdaki Beyati makamından 2. Selam’daki Hicaz makamına geçiş saz terennümleriyle olur. Saz terennümleri ait oldukları selamın son nağmelerini sergiler.

2. Usûlden usûle geçki işlevi

3. Bir maneviyattan diğerine geçiş anlamını vurgulayabilir.

Mevlevi âyinleri selam selam “Seyr-i Süluk” denen manevi mertebeleri aşma yolunu temsil ettiğinden; saz terennümleri, selamlar arasındaki bir manevi mertebeden diğer bir manevi mertebeye geçişi sembolize eder.

Seyr-i Süluk: Yürüme, gezme, seyretme, yola girme, yol tutma, mutasavvıfın Allah'a ulaşmayla sonuçlanan manevî yolculuğunu belirten bir tasavvuf terimidir. (sevde web sitesi)

Selamlar arası geçişleri sağlayan saz terennümlerinin tümü olmasa da çoğunun Arapzâde mahlasıyla tanınan Abdurrahman Bahir Efendi’ye ait olduğu söylencesi vardır. (Abdurrahman Bahir Efendi (1688-1746) Osmanlı dönemi kadılarından, şair, bestekar. http://www.keyifkafe.net/isimlerin-anlamlari-) Arapzâde’nin Darülelhan arşivinde Hamparsum notasıyla yazılmış âyin terennümleri vardır. Fakat Arapzâde’nin ölümünden sonra yazılan âyinlerin terennümlerinin onun olmadığı açıktır.

Terennümlerin saz çalan biri tarafından yazılmış olması olasıdır. Itri ve Dede’nin âyinlerinin terennümlerinin bestecisi Arapzâde olamaz. Çünkü Itri ve Dede’nin selamlarındaki bestecilik kalitelerinin aynen terennümlerde de devam ettiği görülmektedir. Örneğin; Itri’nin Segah Âyini’nin terenümlerinin Itri’ye ait olduğu büyük olasılıkla açıktır. Kadim (eski) âyinlerin terennümlerinin başka biri tarafından yazılmış olması mümkündür. Örneğin; Pençgah “Beste-i Kadim” âyininin saz terennümleri Kantemiroğlu’nun Pençgah Peşrevi’nden alınmıştır.

Birinci selâmın terennümleri ağırbaşlı, vakûr bir ruh halini, ikinci selâmın terennümleri mağrur, heybetli bir ruh halini, üçüncü selâmın terennümleri ilahi bir cezbeyi ve aşkı sembolize eder. (Keskiner, 2003)

 

Son Peşrev

Büyük usûllerle bestelenmiş olsa dahi Son Peşrev daima velveleli “yürük düyek” ikaında vurularak icrâ edilir. Son Peşrev’in âyine ismini veren makamdan olma zorunluluğu yoktur. Örneğin; Derviş Köçek Mustafa Dede’nin Beyati Âyini’nin sonunda “Zer Mahbup” (altın sevgili) isimli Hicaz makamında son peşrev çalınır. Yine Beyati Âyin'in terennümlerinin ve son peşrevinin Arapzâde’ye ait olması mümkündür. Son Peşrev; vuslatı yani Allah’a kavuşmayı sembolize eder.  (Ayangil, 2003)

 

Son Yürük Semai

İlahi coşku burada da artarak devam eder. Burada dünyevi arzulardan kurtulmuşluk ve vuslat (kavuşma) vardır. Son Yürük Semai, daima altı zamanlı ve beş darplı bir usûl olan “Yürük Semai” ile bestelenir. 

 

Son Taksim

Son yürük semainin ardından yapılan son taksim bir süreye bağlıdır ve bu süre içinde ritüelin şu kısmı yapılır: Son selâmla birlikte kendisi de semazenlerle birlikte “sema” etmeye başlayan “postnişin” yani “kutup kişi”nin -ki Mevlana’yı temsil eder- son yürük semainin bitişi ile birlikte durması ve bulunduğu noktadan “kızıl post” yani kutub makamına kadar yürüyüşü ve post üzerinde diğer “dervişan”ın niyaz selâmlarını alma anına kadar devam eden ve mutrıbdan herhangi bir sazendenin yaptığı doğaçlamaya verilen addır. Son taksimin bittiği anda Kur’an kıraati başlar. (Ayangil, 2003)

Referanslar

Arel, H., S., “Mevlevi Mûsikîsi ve Âyinleri”, Mûsikî Mecmuası, 1 Mart 1954, S.73, s.4

Devellioğlu, Ferit, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat, Ankara, Doğuş Matbaası, 1970İnal, İbnülemin Mahmut Kemal, Hoşsada, İstanbul, Maarif Basımevi, 1958

Keyifkale Web sitesi, http://www.keyifkale.net/isimlerin-anlamlari)

Öztuna, Yılmaz, Türk Mûsikîsi Ansiklopedisi I-II, İstanbul, Milli Eğitim Basımevi, 1974

Sanal, Haydar, Mevlevi Semâı’nda Raks ve Mûsikî, Bilgi, Ankara, c.10, S.117, 1956

Sevde Web Sitesi, http://www.sevde.de/islam_Ans/S/S2/77.htm Aralık 2006

Ayangil, Rûhî, Müzik Toplulukları IV Dersi Notları (2003)

Bora Keskiner, Kişisel Görüşme, Mart 2003

 

Esra Berkman

Saz ve Söz
Mevlevi Âyinlerindeki Çalgısal Bölümler, Araştırma, Sayı 6


Saz ve Söz Bağımsız Türk Müziği Yayını olarak yazılarımızdan alıntı yapıldığında kaynak belirtilmesini rica ederiz.
www.sazvesoz.net | bilgi@sazvesoz.net