Content Management Powered by CuteNews
 

Genç Müzisyenler
Mustafa Selçuk Erarslan

Mülakat, Sayı 5

 Bu bölümde genç müzisyenlerle mülakatta bulunup, müziğimize genç bakış açısıyla yaklaşmaya çalışacağım.

 
 
Bu sayımızda önceden birkaç defa görüşüp konuşma imkânı bulduğum; İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Mayıs Şenliği etkinliğinde icra ettiği muhteşem hüseyni taksimin kaydını henüz kendisine ulaştırmadığım Selçuk ile ufak bir söyleşi yaptık. Aslında isteğim ufak bir söyleşiden ziyade uzun bir muhabbet yapmaktı fakat buluşmayı kararlaştırdığımız günlerde hava muhalefetleri nedeniyle buluşamayınca Internet üzerinden kısa bir söyleşiye dönüştü. Az ama öz bir muhabbet oldu.
 
Özgür Altun: Her tanıtıcı mülakatın başı gibi kendinden bahseder misin ilk önce. Nelerle uğraşırsın, nerede okursun, hangi sazları çalarsın?
Mustafa Selçuk Erarslan: Öncelikle müziğe nasıl başladığımdan bahsedeyim. Aşağı-yukarı her "Türk" genci gibi müziğe "mandolin" ile başladım. Bu sazın ardından çok çeşitli enstrümanlarla uğraştım. Son durağım "klasik kemençe" oldu. İlköğretim ve lise eğitimimi İstanbul'da tamamladıktan sonra 2001 senesinde Sakarya Üniversitesi Devlet Konservatuarı'na girdim. Burada değerli hocam Fikret KARAKAYA ile tanıştım. Daha sonra hayatımın en önemli buluşması haline dönüştü bu tanışma. 2004 senesinde de İ.T.Ü. Türk Müziği Devlet Konservatuarı Müzik Teknolojileri Anabilim Dalı Ses Kayıtları bölümüne başladım ve hâlen öğrenciyim. Kısaca müzikal geçmişim bu şekilde gelişti.
 
Özgür: Okul seçiminde şartlar mı öyle gerektirdi yoksa zaten istediğin ilk şey müzik okumak mıydı?
Selçuk: Müziğe küçük yaşta başlamış olmam konservatuar tercihimde etkili oldu , fakat İmam-Hatip lisesi çıkışlı olduğumdan, ben de katsayı kısıtlamasına maruz kaldım. Ancak yetenek sınavıyla bir okul kazanabilirdim. Konservatuar ilk tercihim oldu dolayısıyla.
 
Özgür: Müziğini en çok etkilemiş olan kişiler kimler?
Selçuk: Tanbûrî Cemil Bey, Erkan OĞUR, İhsan ÖZGEN, Derya TÜRKAN vs. İlginç gelebilir ama Steve VAI gibi bir elektrik gitarcıyı da çok beğenerek dinlerim.
 
Özgür: Saydıkların içinde veya harici olarak keşke şunun çıraklığını yapabilseydim dediğin birisi var mı?
Selçuk: Etkilendiğim bütün isimlerin çırağı olmak isterim/istedim. Ama Cemil Bey'in yeri çok başka benim için. Cemil Bey'in çırağı olmak için 100 sene kadar erken doğmuş olmayı dilerdim.
 
Özgür: Müzik icra ettiğin ortamlar nereler? Herhangi bir toplulukla çalışıyor musun?
Selçuk: İçlerinde Reha SAĞBAŞ, Sadreddin ÖZÇİMİ, Fatih ZÜLFİKAR, Ahmed ŞAHİN, Özer ÖZEL gibi isimler bulunan çok değerli müzisyenlerle aynı sahneyi paylaşma şerefine nail oldum diyebilirim. Bunun dışında yine çok değerli müzisyen olan Ersin ÖZÇELİK ağabeyim(hânende), Furkan RESULOĞLU(tanbur), Savaş ÖZKÖK(kanun), Nurullah KANIK(ney), Bekir Şahin BALOĞLU(ud), Sâmi DURAL(ud), Bilen IŞIKTAŞ (ud), Muhammed Ali TURAN gibi arkadaşlarla muhtelif ortamlarda çalışıyorum. Bu isimlerin dışında Emir Altuğ KARAKAYA ile 2'li çalışmalarımız devam ediyor.
 
Özgür: Salt kendin için çalarken özellikle tercih ettiğin bir şey var mı? Biraz daha açmam gerekirse özellikle seçtiğin saz, eser, form veya tür var mıdır?
Selçuk: Gayet tabî. En son durağım olan "klasik kemençe" öncelikli tercihim. Fakat tanbura ve piyanoya ayrı bir muhabbetim var. Özellikle de tanbura. Daha çok doğaçlama üzerine düşündüğüm şeyleri uygulamaya çalışırım.
 
Özgür: Türk müziğinde teknolojinin önemi nedir? Kayıt aşamasından başka yerde kullanılmalı mıdır?
Selçuk: Bence teknoloji doğru kullanıldığı takdirde her sanat için önemlidir. Örnek olarak enstrüman yapımında özellikle faydalanılması gerektiğine inanıyorum. Artık bazı işleri, bilhassa teknolojiden faydalanılabilecek işleri el yordamıyla yapmaktan vazgeçmeliyiz. Çok geniş bir konu olduğu için daha fazla açmak istemiyorum.

 

Özgür: Kayıt sırasında sazın gerçek sesine çok müdahale etmek doğru mudur?
Selçuk: Aslında doğru miksaj kaydı doğru yapmaktan geçer. Dolayısıyla çok müdahale taraftarı değilim. Müdahale ancak iki sazı birbirinden ayırmakta kullanılmalıdır.
 
Özgür: Temel bilimlerle özellikle fizikle aran nasıl?
Selçuk: Katsayı sınırlamasıyla karşılaşmasaydım şimdi fizikte 8. senemde olabilirdim.
 
Özgür: Evrensel müzik diyebileceğimiz bizim müziğimiz harici ve Türk müziğiyle ilgili geleceği nasıl görüyorsun? Hangi yönde ilerlemek daha doğru.
Selçuk: Açıkçası evrensel müziklerle Türk müziğiyle ilgilendiğim kadar ilgilenmiyorum. Türk müziği bizim gibi bu sanata meraklı müzisyenlerle hayatına belki bir süre daha devam edebilir. Çok kıymetli bir ağabeyimin sözü geldi bu noktada: "Bu mûsikîyi müntesipleri bitirmiştir".
Hangi yönde ilerlemek lazım geldiği benim üzerime vazife değil ancak samimiyetine inandığım ve güvendiğim insanlara tecrübelerime dayanarak birkaç tavsiyede bulunabilirim. Sonuçta herkesin kendi hayatı ve kendi seçimleri var.
 
Özgür: Kuramsal mı, icracılık mı, miksaj odası mı? Hangisini tercih edersin?
Selçuk: Şahsi fikrime göre, saydıklarından özellikle ilk ikisi her müzisyende bulunması gereken özeliklerdir. Fakat iş kayıt aşamasına gelince üçünün de tek bir bünyede toplanmış olması gerekir. Bu düşünceme paralel olarak da her üçüyle de imkânım oldukça ilgiliyim. Ancak icrâcılık benim için daha ağır basan bir yön.
  
Özgür: Senin daha çok keyif aldığın yer neresi? Dinlemek mi yoksa çalmak mı?
Selçuk: İkisi de birbirinden bağımsız şeyler değil benim için. İkisini birbirinden ayırmaya sağır bir çocuktan duymadan, dinlemeden konuşmayı öğrenmesini beklemeyi örnek verebilirim.
 
Özgür: Peki müzik nerede ve nasıl dinlenmelidir?
Selçuk: En verimli şekilde dinlemek için öncelikle açık bir zihin olması gerekir ki dinlediğiniz kişinin ne yaptığını anlama imkânınız bulunsun.
Nasıl dinlenmesi gerekir kısmına gelince benzer zevkleri paylaştığınız kişilerle bir arada dinlemek ortak çıkarımların ve fikirlerin gelişimine çok yardımcı olacağı kanaatindeyim.
 
Özgür: Ses kayıt teknolojileriyle uğraşan biri olarak saçma gelecek bir soru olabilir. Müzik kaydedilmemelidir diyen pek çok sanatçı var. Bu konudaki düşüncen nedir?
Selçuk: Müzik en azından bizden sonraki kuşaklara kültürlerimizi aktarmak için arşiv/belge noktasında olmazsa olmazlardandır. Eğer "İnsanın kendine ait olan duygular- haller üzerinden para kazanması ne kadar doğrudur?" sorusu sorulmuş olsaydı "Sanatçılık bir meslek dalı mıdır?" sorusuyla cevap vermeye çalışırdım. Sorunun cevabı gayet açık bence.
R.Özgür Altun
Genç Müzisyenler
Mustafa Selçuk Erarslan
, Mülakat, Sayı 5


Saz ve Söz Bağımsız Türk Müziği Yayını olarak yazılarımızdan alıntı yapıldığında kaynak belirtilmesini rica ederiz.
www.sazvesoz.net | bilgi@sazvesoz.net