Ümit Sakman
umitsakman.jpg
Müzik Tarihinde Barok Dönem PDF Yazdır

Ümit Sakman

Barok Çağ, Otuz Yıl Savaşları’nı (1618-1648) içine alan bir dönemdir. Bilimadamları Newton ve Galileo, filozoflar Descartes ve Pascal, edebiyatçılar Milton, Moliere ve Racine, ressamlar Rembrant, el Greco ve Velasquez bu çağda yaşamışlardır.
Barok sözcüğünün Portekizce’de kullanılan barroco deyiminden türediği sanılmaktadır. Portekizce’de bu deyim “biçim yönünden hatalı inciler” için kullanılmaktaydı. Aynı sözcük İtalyanca’da barocco biçimini almış ve “inci süslemeler” için kullanılmaya başlanmıştır. Rönesans’ın yalın sanat anlayışı 16 ve 17. yy’larda yalınlıktan uzaklaştı. Mimari, heykel ve hatta resimde süsleme yaygınlaştı ve bu süslemeler bazen eserin temel yapısını ve kuruluşunu unutturacak derecede ağır basıyordu. 17. yy’dan itibaren sanat İtalya, Almanya, İngiltere ve Fransa’da Barok adı verilen, büyüklük ve gösterişin ağır bastığı yeni bir döneme geçmiştir.


Sanat tarihinde Barok dönem deyimi, resim, heykel ve mimari alanlarında kullanıldı. Müzik tarihinde ise ancak 20.yy yazarları, Barok dönemi Geç Rönesans’dan ayırıp bağımsız bir dönem olarak incelediler. Aslında Rönesans’dan Barok döneme geçiş müzikte bazı unsurların geliştirilmesiyle biçimlendi. Barok dönemin ilk bestecilerinden olan C. Monteverdi ve G. Frescobaldi, yaşamlarının ilk dönemleri itibarıyla Son Rönesans Dönemi bestecileri arasında yer alırlar. İtalya’da D. Scarlatti, A. Corelli, A. Vivaldi; Fransa'da J. Baptiste Lully, F. Couperin, J. Philippe Rameau; Almanya'da G. Philippe Telemann, J. Sebastian Bach, H. Schütz; İngiltere'de G. Friedrich Haendel ve H. Purcell Barok dönemin doruğunu oluşturdular.


Müzik tarihinde 1600-1750 yılları arasında yer alan Barok dönem boyunca uslup ve biçim yönünden sürekli bir gelişme görülür. Concertant tarzı doğdu ve sürekli bas önem kazandı. Armonide yeni bulunan modülasyon uygulanmaya başlandı. Kilise modlarının yerini majör ve minör tonlar aldı. Yapıtlar artık tonaliteleriyle anılmaya başlandı. (Ör. Bach'ın Mi minör keman konçertosu). 1700'lerden sonra kontrpuan yazı tarzı önem kazandı. Hız belirten terimler (Adagio, Allegro) kullanıldı. Her yapıt birkaç bölümden oluşuyordu; böylece çok bölümlü kompozisyonlar doğdu.(Sonat, Suit ve Concerto). Opera, oratoryo ve kantat türleri geliştirildi.
16. yy sonlarında Gabrieli ve Banchieri gibi İtalyan besteciler, adına Concerto Da Chiesa (kilise konçertosu) dedikleri, dinsel konular içeren, solo ses ve koro için eserler yazdılar. Solistler ve bir topluluk tarafından seslendirildiği için İtalyanca’da “bir arada, elbirliğiyle” anlamına gelen concerto kelimesini kullanmışlardır. 18. yy'da J. S. Bach ‘ında adına Kantata dediği, ses için, din dışı konular üzerine konçertolar yazdığını görüyoruz. Bunlara Oda Konçertosu (Kammer Konzert) ya da Oda Kantatı (Kammer Kantate) denilir.
Barok dönemde de Rönesans çalgıları kullanılmıştır. Viol adı verilen ve keman ile violonsele benzeyen, büyüklüğüne göre pes ya da tiz akort edilen yaylı çalgılar yaygındı. Tınısı, kötü yapılmış bir keman sesine benzerdi. Viol 18. yy'da İtalya'da geliştirilerek bugünki keman ailesini oluşturacaktır. Bizde ud adıyla tanınan ve kullanılan çalgı Ortaçağ'da, İspanya'ya geçen Müslümanlar tarafından Avrupa’ya tanıtılmıştı. İspanya, İtalya ve Orta Avrupa'da luth adıyla tanındı ve yaygınlaştı. İspanya ve Fransa’da olduğu gibi Almanya'da da ilk çalgı yapıtlarının luth için yazıldığını görüyoruz. Şarkılar luth eşliğinde seslendiriliyordu. Bazen de aynı şarkılar çalgı müziği biçiminde icra ediliyordu. Aria ve Canzona adı verilen şarkılar dindışı müzikte insan sesinden çalgı müziğine geçişi sağlamıştır. Aria ve canzonaların yanında yaygın olan dans parçaları, suit (demet) adı verilen yapıtlar içinde toplanmış ve icra edilmiştir. 17. yy ortalarında viol ailesi yerini keman ailesine bıraktı. Kilise koroları yanında orkestra adı verilen, en az beş keman, iki viyola, iki viyolonsel ve bir kontrabas'dan oluşan yaylı çalgı toplulukları kuruldu. Bunların yanında gerektiğinde üflemeli çalgılar da yer alıyordu. Her orkestrada mutlaka bir cembalo (clavicen, harpischord) bulunuyordu ve basso continuo (sürekli bas) diye bilinen bas partisi, cembalonun tamamlayıcı armoni imkanlarıyla destekleniyordu. İlk kez Arcangelo Corelli (1653-1713) bu topluluklar için eserler yazdı. Corelli’nin eserlerinde solo ve ripieno (beraber) olmak üzere karşıt iki unsur yer alır. Ripieno yerine büyük anlamına gelen Almanca grosso terimi de kullanılır. Bu terimlerden yararlanılarak concerto grosso formu doğmuştur. Dört bölümlü sonat planını takip eder: yavaş, hızlı, yavaş, hızlı. Bu bazen değişebilir. Corelli bazı kısa bölümleri kullanmıştır. Vivaldi ve Bach hızlı, yavaş, hızlı şeklinde üç bölümlü plana uygun olarak yazmıştır. Son bölüm karakter olarak gigue gibidir. Bunun yanında bir çalgı ve orkestra için sololu konçerto denilen bir tür doğdu. Bu türün ilk örneği Giuseppe Torelli (1658-1709) tarafından yazılmıştır. Konçerto formu Klasik ve Romantik dönemlerde daha da gelişmiştir.
Barok dönemin klavyeli çalgıları cembalo ve orgdur. Pianonun atası sayılan cembalo 16. yy’da Avrupa'da yapılmış ve 18. yy'ın ortalarına kadar kullanılmıştır. İlk kez M.Ö. 300’lerde İskenderiye'de yapılan org, Ortaçağ'da geliştirilerek kiliselerdeki dinsel törenlerde çalınıyordu. Org için toccata, füg, ricercare, fantasia türünden eserler yazıldı. Bu türlerin başyapıtları J.S.Bach’a aittir. Bu çağın sonlarında klavyeli çalgıların akortları oktavın eşit aralıklara (12 aralık) bölünmesi şeklinde gelişti.
Obua, flüt ve fagot bu dönemin nefesli sazlarıdır (çift kamışlı ve tahta üflemeli). Klarnet ve coranglais 19. yy. a kadar orkestrada kullanılmadı. Korno daha yaygındı. Trompet ve trombon henüz standartlaştırılmamıştı; trompet sadece natürel tonlarla sınırlandırılmıştı. Bu iki çalgı Ortaçağ’da düğün, şölen ve tören gibi toplantıların baş çalgısıydı. Halk meydanlarında, derebeylerinin şatolarında ya da şehirlerin kale surlarında üflemeli çalgı çalan sanatçılar akşam üzeri konserleri verirlerdi. Bu konserler için ortaçağ ve barok dönem bestecileri çok sayıda eser yazmışlardır.
16. yy sonlarına doğru İtalyan besteciler operaları için yazdıkları giriş parçalarına sinfonia adını verdiler (klasik dönemdeki senfoni ile doğrudan doğruya ilgisi yoktur). Aynı zamanda Fransa'da bu türe giriş parçası anlamında uvertür dendi. Bach ve Haendel oratoryo ve suit gibi yapıtlarının giriş parçalarına bazen sinfonia, bazen de uvertür demişlerdir. Sinfonia genellikle bir, bazen de bir kaç bölümden oluşur. Suit ise dans parçalarından oluşur.
Barok dönemde, bir ya da iki çalgıyla seslendirilen sonat ve benzeri eserlerle, birkaç çalgıyla (4'lü, 5'li, 8'li gibi küçük gruplar tarafından) çalınan eserlere ve vokal eşilikli bazı yapıtlara oda müziği denir. 15. ve 16. yy'da yalnız kilise için yapılan dinsel müzik ön planda idi. 16. yy'da madrigal adı verilen, koro için din dışı eserler yazılmaya başlandı. Aynı zamanda yine din dışı konular üzerine şarkı söylemek anlamına gelen cantare den türeyen kantat ve motetler de yazıldı ve çalgı müziği gelişti. Bunun sonunda kilise dışında seslendirilmek için yazılan eserlere İtalyanca musica da camera / oda müziği dendi. Aynı anlayış sonucu ağır ve çabuk bölümlerden oluşan, içinde füg / fugato bölümü bulunan, kilise sonatının karşıtı olan ve dans havalarından oluşan oda sonatı türü doğdu.


Alessandra Scarlatti (1660-1725), çalgı müziği alanında cembalo tekniğinin gelişmesine hizmet etmiş ve ilk cembalo metodunu yazan bestecidir. Opera, oratoryo, oda müziği, serenad (sevgi ve aşkla ilgili ya da eğlendirici türde eserler) ve özellikle oda kantatlarıyla çağının en popüler bestecisiydi. Oğlu Domenico Scarlatti (1685-1757) cembalo yapıtları ile parladı. Gençlik yıllarında Roma'da babasından öğrendiği cembalonun virtüözü olarak ünlenmişti. O da operalar bestelemişti. Lizbon'da Portekiz kralının çocuklarına cembalo öğretmenliği yaptı. D. Scarlatti cembalo için 600'ü aşkın eser yazmıştır. 1729'da “Cembalo için çalışmalar” adı altında yayımladığı ve herbiri bugün piyano edebiyatının birer incisi olan otuz sonat ile müzik tarihine geçmiştir. Her yapıt ayrı çalma güçlükleri taşır. Kısa, neşeli ve çarpıcı temalardan oluşur. Her sonatta genellikle bir tema yer alır. Bu otuz sonatı ile Scarlatti gelecekteki sonat türünün minyatür örneklerini vermiştir. Bu yüzden piano sonatının Domenico Scarlatti ile doğduğu kabul edilir.
 

Johann Sebastian Bach'ın (1685-1750) kontrapunktik yazıdaki üstünlüğü hiç bir çağda aşılamamış, polifonik yapının kontrapunktik çizgilerle en güzel biçimde kaynaştığı eserleri özellikle org ve klavsen için yazdığı fügleridir. (Die Kunst der Fuge = Füg sanatı). Org toccataları, bazı fügleri ve birçok orkestra eserlerindeki sürükleyici ritmi Bach stilinin bir özelliğidir. Armonik dehası kontrapunktal becerisi ile aynı seviyededir. Zenginlik, çeşitlilik ve kromatizm genellikle eserlerinde göze çarpan unsurlardır. Enstrümantasyonu, Barok çağın bir özelliği olarak renksizdir. Sağlam bir form düzeni, inceliği ve cümlelerin birbirine mantıklı bağlanışı her eserinde göze çarpar. Müziğinin en önemli yanı sembolik ifade kullanmasıdır. Vokal müzikte metnin genel anlam ve havasını verebilmek için çeşitli yollara başvurur. Acıyı, ıstırabı inici kromatizm ile canlandırır; neşeyi, sevinci uzayıp giden sekizlik ve onaltılık notalarla ifade eder. J.S.Bach yenileyici olmaktan çok yerleştiricidir. Toccata sitilini, Buxtehude aracılığıyla Frescobaldi'den; klavsen için partita ve süitlerinin stillerini Fransız klavsen ekolünden, orkestra müziğinin sürükleyici ritmini Corelli ve Vivaldi'den, koral tekniğini Venedik okulundan almıştır. Armonisi ise tamamıyla Alman ekolüdür.

Bach'ın Eserleri

Klavsen müziği: 15 iki sesli envansiyon, 15 senfoni, (üç sesli envansiyon) 6 partita, 6 İngiliz süiti, 6 Fransız süiti, 48 prelüd ve füg, (eşit aralıklara göre akorlanmış klavye) majör ve minör dizilerin tüm tonlarda kullanıldığı prelüd ve füğ birçok süit, toccata ve Goldberg varyasyonları.
Org müziği: 6 trio sonatı, prelüd ve füğ, toccata, fantasia, koral varyasyonlar.
Oda müziği: Klavsen ve flüt için 3 sonat, klavsen ve keman için 6 sonat, klavsen ve viola için 3 sonat, flüt, keman ve sürekli bas için bir trio, 2 keman ve bir sürekli bas için 1 sonat, keman için 6 sonat, violonsel için 6 sonat.
Orkestra müziği: Klavsen, flüt ve keman için 1 konçerto grosso, 6 Branden-burg Konçertosu (küçük bir çalgı topluluğu ile büyük topluluğun karşılaştırıldığı “Concerto Grosso” formunda), keman ve orkestra için 3 konçerto, iki keman için 1 konçerto, 4 orkestra süiti, klavsen için 2 konçerto, iki klavsen için 3 konçerto, üç klavsen için 2 konçerto, dört klavsen için 1 konçerto.
Kilise için vokal müzikleri: 300 kilise kantatı, bazı dindışı kantatlar, St. Mattew Passion, St. Johann Passion, 4 kısa mes, büyük si minör mes, motet adı verilen bazı koral kompozisyonlar. Dört partili armoni şeklinde 400 korali armonize etmiştir.
Kolleksiyonları: L'offrande Musicale, kontrapunktik parçaların bir koleksiyonudur. (birçok kanon, füğ ve trio sonatları) Büyük Frederick'in temaları üzerine kurulmuştur. Özellikle öğretici mahiyette olan Anna Magdalena Bach'ın Müzik Defteri Füg Sonatı Bach'ın en son büyük eseridir. Tematik fikir üzerine kurulmuş füg ve kanonları kapsar. En son parçası dört sesli fügdür. Temalarının birinden Bach adı çıkar (B---- sib, H---- si, A---- la, C----Do).
George Friedrich Haendel (1685-1759) İtalyan, Alman ve İngiliz ulusal ögelerinin karışımıdır. Stili Barok çağın son zamanlarının genel özelliklerinin izlerini taşır. Şekilci, sağlam yapılı ve süslü armonik yürüyüşler, belli bazı melodik formüller. Müziği açık bir şekilde homofoniktir (akorlara dayanan). Armonisi daha basmakalıp, Bach'a göre diatoniktir. Tonik ve dominant akorlarıyla cümle kurmaya ve akorların birinci çevrilişlerini kullanma eğilimi vardır. Ritmi genellikle kuvvetlidir ve noktalı kısa ritm şekillerini tercih eder. Temponun, polifonik ve homofonik bölümlerin, trioların kontrastına çok yer verir. Cümleleri oldukça açık fakat uzundur. Şarkılı bir melodi genellikle uzun tutulan bir nota ile başlar. Bu melodik stilinin bir özelliğidir. Koral müziğinde tenor ve bas partilerini yukarıya, soprano ve alto partilerini aşağıya yazarak kendine özgü bir etki yaratır.

Haendel'in Eserleri

Enstrüman eserleri: 17 Klavsen süiti, Klavsen için 6 füg, keman, obua, flüt için 15 solo sonat, 2 obua ve bas için 6 trio sonat, 2 keman için 15 sonat, 6 obua konçertosu, 12 org konçertosu, 22 konçerto grosso, Su Müziği (Water Music), Ateş Müziği (Fireworks Music), opera ve oratoryolarına Fransız ve İtalyan tarzında uvertürler.
Vokal eserleri: Birçoğu İtalyan stilinde 43 opera, 27 oratoryo, 22 İtalyan düeti, bir çok ilahi, sürekli bas ve diğer enstrumanlar için İtalyan kantatları ve Almanca, İngilizce ve İtalyanca şarkılar. Oratoryolarından en ünlüsü olan Mesih Oratoryosu son derece yüksek anlatım gücüne ve büyüleyici bir etkiye sahiptir. Operalarında başlıca kişilerin karakter özelliklerini ayrı açılardan ele alması dramatik tekniğinin başlıca özelliğidir. Rodelinda Operası'nda aryalardan her biri Rodelinda karakterinin bir yanını aydınlatır. Almira ise yeni Alman operasının etkisi altında bestelediği ilk operasıdır.

Ümit Sakman



Yaralanılan kaynaklar:

  • Bilkent Üniversitesi Müzik Tarihi Ders Notları